cumle.org // bir kıskançlık ürünü!

Olduğu Gibi Aktarmak

2 Haziran 2009 02:44 - catiskiAbsürdizm, Aslında, Bağımsız1 Yorum

yazmak

Çok uzun bir yazı yazma umuduyla bu yazıya başlamamın verdiği kontrol dışı ve istemsiz cümlelerin peşisıra geleceğini tahmin edip, işe yaramaz -ki genelde yaramaz- bir yazı yazacağımı umaraktan yazmaya devam etmemin getirdiği kaygı, anlamsızlık, nedenselsizlik ve boşluk hissi -buna benzeyen duyguların tek bir kelimede toplandığı henüz yaratılmamış olan o muhteşem sihirli sözcük- ile birlikte yine de birşeyler karalamanın yarattığı o inanılmaz -belki de aksini düşünmeniz için eziklik boyutu demeliyim ki aksini düşünün diye- anlamsız haza rağmen yine de yazıyor oluşumun ve bunu durdurmakdan ziyade devamlılığını getirmek için çaba sarfediyor olmam ve tüm bu karmaşık hisleri size olduğu gibi aksettirmemin ardında ve arkasında yatan nedeni bir yandan yazarken bir yandan sorguluyor olmak -bunun bir başarı olduğunu düşünmenizi sağlamak- , bazen bunu sonlandırmam gerektiğini düşünmem -ama yalnızca düşünmem, sonlandırmayacak olduğumu bildiğim halde düşünmem- bazen anlaşılır olmanın çok ötesinde olmaya kastığımı düşündüğünüz gerçeğiyle yüzleşerek, aslında son derece anlaşılır -açık ve seçik- olduğumu, bunları anlamamak için sadece anlaşılmamak istendiğimi farzediyor oluşum, bir yandan “neden cümlelerini tane tane anlatmıyorsun o zaman” gibi içsel sorularınızı imgelemem ve daha anlatamadığım -aslında her şeyi bu kadar kısa anlatmış olmanın verdiği üzüntü- bir çok karışık duygularımla birlikte, uzun yazamamış olmanın sıkıntısıyla, -hiçbir şey dememiş olmamla- sıkılaraktan noktalıyorum.

Bookmark and Share

Etiketler:, , , , , ,

‘Ve Öldü’ Yazı Dizisi Serisi Varan 003

11 Nisan 2009 15:53 - catiskiEdebiyat, Öykümsü, Şiir3 Yorum

önündeki yiyeceği rahatça alınabilen uyuz bir it gibiydi, karşı koyamamaktan ötürü kendine kızıyordu.
ne kendini değiştirebiliyordu ne de kendini ifade edebiliyordu.
öyle kalındı ki kabuğu,
ama öyle de dardı ki,
içinde boğulmaktan sıkılmıştı ama çıkabileceği ihtimali ile yüzleşmek dahi istemiyordu.
ardından ne mi oldu?
öylece ölüp gitti, kaplumbağalar kadar uzun da yaşamadı zaten

Bookmark and Share

Etiketler:, , ,

Görüntü

31 Mart 2009 22:49 - eXecutionSinema1 Yorum

safak_1111Isısı tamda dili yakmayacak seviyedeydi kahvenin. Işık rahatlatıyordu gözlerimi. Duvarları bu ton bir yeşile boyamak kimin fikriydi acaba diye geçirdim aklımdan. Çok güzel duruyordu. Önümde 2 veya en fazla 3 kişinin oturması için tasarlandığını düşündüğüm kahverengi bir koltuk vardı. Tamamen boş, herzamankinden sessizdi. Kırmızı ceketli biri otursa renk uyumunda son noktaya ulaşacaktım. Mekan tam istediğim gibi bir yer olacaktı. Fakat seste istemiyordum, konuşup paylaşmak değil yalnızca kendi gözümü tatmin etmekti amacım. Bu yüzden kırmızı ceket giymiş kimsenin gelmesini istemiyordum. Çünkü insan herhangi bir yerde kırmızı ceket giymiş biriyle oturuyorsa ona bir kaç kelime sorumludur. ceketin rengi değişsede görevler aynıdır. Hatta mekanda bulunduğunuz gün genel bir dinlenme günüyse ve yaşınızda henüz 30′u bulmadıysa eğlenmeniz gerekir. Eğlenmek için bir yere gitmekten daha büyük bir sorumluluk sıkıntısı olamaz zaten.

Düşünce olarak rahatlamak için düşünmüş, düşümle bir mekan yaratıp görüntüdeki bir rengin eksikliği düşümü bozmuş fakat eklenecek kırmızı görüntüye olan sorumluluk saplantım ile yine düşünerek kendi canımı sıkmıştım. Peki görüntü tam olarak ne demekti ? Görüntü gerçeğin habercisidir. Yani gerçek olanın belgesi olabilir ama olmayada bilir. görüntü o an orda var olduğuna inanılan bir imajdır. Yalnızca hissedilebilir. Görüntü içinde geometri gibi bir çok pozitif bilimi barındıran ve “insanın farketmeden yarattığı kültür birikimi” ile doğrudan ilintili bir kavramdır. Bu bahsedilen birikim deneyim sonrasında beğeniyi yaratan kendi içinde sürekli bir çelişki içinde olan beynin bütün çalışma prensibinden aslında tamamen farklı çalışan “yüce” sayılabilinecek bir sistemdir. Görüntüleri bulmak bir sonrakilerde aramayı gerektirir. Arayışlar beklentiyi yaratır sonrası zaten değer yargılarıdır. Tüm bu beklenti ve arayışlar insanın kendi görüntü evreninde yarattığı kıstaslar yani özetle “estetik” anlayışıyla bağdaşır. Görüntü sanatı bu birikimler ile şekillenen bir olgudur. Bu yüzden sinemada önemli olan unsur “ne” anlatıldığından çok “nasıl” anlatıldığı, kimin “senare” ettiğinden çok kimin “yönettiği” üzerinedir. Fakat görüntüyü alıp sonrasında deneyimleyip en sonda estetik yaratmak bir kaç cümleyle anlatılandan biraz daha karmaşık bir yapıdır. Bir çok yöntem keşfedilmiş, insanlarn ilgileri aranmıştır uzun bir süre. Sonrasında bir görüntü imparatorluğu kurulmuş ve ne zaman neye ilgi duyacağımız keşfedilmiştir. Çağdaş sinema filmlerinde gördüğümüz ve hemen beğendiğimiz yakışıklı adamlarla güzel kadınların oynadığı filmler bir çok görüntü imajımızı sömürerek adına beğeni dediğimiz bir teslim olma verir. Sinemada yada herhangi bir görüntü ve gösteri sanatında bu yüzden seçici olmak birinci unsurdur artık. Ve aslında ne aradığımızı sorgulamaktansa, düşünmeden görmeye çalışmalıyız. Çünkü görsel hafızaya ve görsel evrenimize ancak cümleler gibi düzenli kavramları beynimizden silerek ulaşabiliriz.

Sizleri aptal aptal seyretmeye davet ediyorum….

Bookmark and Share

Etiketler:, , , ,

‘Ve Öldü’ Yazı Dizisi Serisi Varan 002

26 Mart 2009 21:41 - catiskiEdebiyat, Öykümsü, Şiir1 Yorum

zamanında kendini kandırabiliyordu.
kimi zamansa isteği doğrultusunda kandırmayabiliyordu.
bir zaman geldi ve sıkıldı bu bitmek bilmeyen kendi otoriter yönetiminden.
mücadeleyi bırakmıştı artık.
ama kendini iyi hissetmeyi de bırakmıştı aynı zamanda.
uzun zaman sonra birgün kendini tekrar ele geçirdi.
ve o gün ölüverdi trajik bir biçimde.
ölmesi dışında onun için iyi bir gündü.

Bookmark and Share

Etiketler:, , , ,

Ofalala

26 Mart 2009 14:13 - ignoramusEdebiyatYorum Yok

“OKUYANA MEKTUP

Sana mektup yazmak bugüne kadar aklımın ucundan bile geçmemişti. Geçseydi ve daha önce oturup yazabilseydim, herhalde her iki satırdan birini senin için boş bırakırdım. Ya da, senin için, içleri harflerle dolu çeşitli boşluklar yaratırdım sayfaların yüzünde. Senin için de değil aslında, bunu, mektup dediğimiz metnin metin olabilmesi için yapardım. Bir bakıma, seni düşünmeksizin senin için.

İşte, şimdi bile bu mektubu yazarken yukarıdaki paragrafı arada bir tekrarlamayı nasıl arzu ediyorum bilemezsin. Aklımdaki geçmişin gölgesine oturup yüzümü geleceğe doğru dönerek onu değişik şekillere sokmayı, bu şekillerin arasından birini seçmeyi, seçtiğim şeklin üstünü öteki şekillerin tadından oluşan yumuşak bir sisle örtmeyi ve kelimeleri bu sisin altından çıkarıp tek tek güneşe tutmayı da arzu ediyorum aslında. Bunları yaparken her şeyi, ama her şeyi unutup sadece yaptığım şeyin kendisine dönüşmeyi de arzu ediyorum hatta; dünya dediğimiz şu daracık genişliğe oradan, ruhunda bütün harflerin ruhunu taşıyan zamansız bir harf gibi bakmayı da arzu ediyorum.

Az önce, her şeyi unutmaktan söz ederken, beni hayatın orasına burasına bağlayan her biri birbirinden sevimli zincirlerin, bilgi suretinde gezinip duran netameli dağların, bakış alanımı daraltan duvarların ve bunlar gibi daha başka varlıklarla çeşitli yoklukların yanı sıra seni de kastettim tabii. Zaten, masaya oturmadan önce benim yapmam gereken en önemli iş seni unutmaktır biliyorsun. Unutamazsam, asla yazamam çünkü; elimde kalem, öylece kalakalırım kâğıdın başında. Ardından da, ne kadar uzak ve anlayışlı olursan ol, özgürlüğümün senin varlığınla kuşatıldığını düşünürüm. Bakışlarının, ne yapıp edip benim atacağım adımları şekillendireceğini düşünürüm sonra. Dahası, senin varlığında eşsiz güzellikler oluşturan bazı zayıf noktaların beni kışkırtacağını, içimde uyuyan ezeli boşlukları harekete geçireceğini, bu hareketlerin de beni tutup sana yaranmaya çalışan tuhaf bir kılığa sokacağını düşünürüm. Doğrusu, hayalimde büklüm büklüm bazı gölgeler belirir de, yüzüm içe doğru nar gibi kızarır böyle zamanlarda. Bir yandan da, fena halde korkarım tabii. Sana yazmaktan değil, senin için yazmaktan korkarım. Başka bir ifadeyle, senin için yazmakla sana en büyük kötülüğü edeceğimden korkarım.

İşte, bu yüzden, yazmak için kâğıdın üzerine eğildiğimde, yazdıklarım ille de bir yere varacak, bir yeri aşacak ve varıp aşacağı yere ille de bir işaret konacaksa, oraya seni değil kendimi koyarım ben. Sonra, kendimden bana doğru yavaş yavaş birtakım ayak sesleri gelmeye, benden de kendime doğru yüzlerce yıllık, küf kokulu yaprak hışırtıları uçuşmaya başlar. Bunların ardından, her biri ayrı telden çalan, mesafe suretine bürünmüş yazı cinleri çıkar ortaya. Sayfalardan taşıp hayatın yüzünde gezinen upuzun kuyruklarıyla akıl şeytanları çıkar sonra, cümle boşluklarından oluşmuş dağlar, kelime kelime genişleyen ovalar, ovaların içinden şehirler, şehirlerin içinden de insanlar ve melekler çıkar.

Böylece, sen aklımdan adamakıllı silinir, bir bilinmeyenken hiç bilinmeyen olursun.

Zaten, seni olsa olsa sezerim ben, istesem de bilemem.

Sen de, abartılacak kadar sıradan bir hayat yaşayan bu adamı bilme bence.

Çünkü, her zaman için sezmek, bilmekten daha iyidir.

Hasan Ali Toptaş”

Yukarıdaki yazıyı şu adamın web sitesinden kopyalayıp hiç bir işleme maruz bırakmamaya özen göstererek buraya yapıştırdım ve bunu yaparken yaratıcılık, sadece alıntıdan oluşan bir yazı yazmanın etik ve eziklik boyutları, yardıma muhtaç afrika yerlileri,  toplumdan dışlanmak, yaklaşan yerel seçimler, dingo’nun ahırı, dünya kupası, alf, şehrin ışıkları, sosyal istatistikler, arz-talep dengesi, sütlü neskafeler umurumda değildi.

Bookmark and Share

Etiketler:, , , ,

hiçbirşey

22 Mart 2009 18:42 - ignoramusGelecek6 Yorum

hiçbirşey yazmak istemiyorum.

Bookmark and Share

Etiketler:, , ,

Posta Kutumuza Gelen Posta

18 Mart 2009 17:29 - catiskiKategorilenmemişYorum Yok

can yazmış: <*@*.net>
canım,canımsın,canıma,canımcım,canısı,janım,cnm,janum,canim,canın,canı,can,ciger
at bad cat dat fat god hat kat mat pat rant sat şart vasat yat zat
Web: *.netIP: 212.175.**.***

Kendisine göstermiş olduğu ilgi için teşekkürü bir borç biliyor ve memnuniyetini dostlarına aktarmasını temenni ediyoruz.

Bookmark and Share

Etiketler:, , ,

‘Ve Öldü’ Yazı Dizisi Serisi Varan 001

15 Mart 2009 21:45 - catiskiEdebiyat, Öykümsü, ŞiirYorum Yok

öyle bitkindi ki,
zihnini yavaşlatmayı düşünmüştü.
denedi.
ama,
bunun için harcadığı efor, sarfettiğini aşmıştı.
vazgeçti sonunda.
“beceremedim” dedi kendi kendine.
sonra hiçbir şey olmamış gibi bitkin olmaya devam da edemedi.
biraz daha yük aldı.
öldü sonra, daha ağır düşünceleriyle birlikte.

Bookmark and Share

Etiketler:,


Creative Commons License