Şub
02
2010
2

“Sinestezi” hakkında, küçük bir genelleme

Deneyin;

Göreceksiniz ki sistem aslında sizin kafanıza sıkışmış. Hayatınızda var olan kişiler aslında sizin aklınıza sığdırabildiklerinizdir. Herhangi kişi sizin aklınızdaysa aynı zamanda hayatınızdadır. Yıllardır görmediğiniz bir arkadaşınızı çok fazla aklınızda tutarsanız onu düşünürseniz bu düşünme döneminde yada hemen sonrasında bir yerlerde onunla karşılaşacağınız kesindir. Çünkü, onun sizin hayatınızda var olması onunla kurduğunuz küçük bir empatik bağ ile ancak gerçekleşir. Beyin denilen (insan bakışı ile) aşırı gelişmiş organ, içinde kurduğu sistemlerinden yalnızca biri olan empatiyi size fark etmeden sürekli çalışır halde tutar. Beyin, ürettiği elektrik enerjisini herhangi wireless sisteminin kullandığı gibi alıcı verici sistemi ile kullanır. Herhangi istek yada kişi akıldayken beyin size fark etmeden onunla ilgili sinyaller yollamaya başlar. Bu verici frekanslarla çalışır ve karşı taraftaki frekansla eşleştiği durumlarda karşı beyindeki nöron denen ayna hücre saniyelik şekil değiştirerek verici frekansı tekrarlar. Bu tekrar sıkça devam ettikçe sistem çalışmaya başlar. Herhangi bir gün aynı yola yürüyor olduğunuzu fark edince “tesadüf”e inanıp hayatınıza devam edersiniz. Normal şartlarda insanın bunu fark etmesi mümkün değildir. Çünkü karşıdan gelen sinyalleri tekrarladığında onun hissettiklerini saniyelikte olsa bizde hissederiz. Herkeste eşit ölçüde olmayan sistem eksiksiz her insanda vardır. Bazı normal olmayan durumlarda beyin bu aldığı frekansı fark etmenizi sağlar. Fakat bu fark ediş duyguların kopyalamasından ibaret olduğundan beynin bunu yorumlaması değişir. Kişiden kişiye değişen bu yorumlama duygu karışması olarak anlatılır. Örneğin: mavi mutluluk yada ekşi kırmızı hissetmek gibi. Bunu sürekli halde yapılması hali bir beyin rahatsızlığıdır fakat herhangi bir tedavi yöntemi henüz gelişmiş değildir. Bu hastalığın genel ismine “sinestezi” adı verilir.

Bookmark and Share
Written by eXecution in: Bilim | Etiketler:, ,
Oca
02
2010
3

Dur ihtarı

Birilerinin yasaları sizden daha iyi bilmesi yada durduk yere sizden daha iyi hafızaya sahip olması…

Durup sakince düşündüğümüz zaman bize “dur!” ihtarında bulunan biriyle bir çok açıdan aynı fikirde çıkacağımız bir çok an mümkündür. Fakat birinin dur dediğinde biz o rahat olmayan hallerden birinde olabiliriz. Hatta büyük ihtimalle kesinlikle rahat bir durumda değilizdir. Fakat hernasıl tembel olmak bir insan ihtiyacı ve hakkı olmuşsa bazen boşbulup suç işlemek yada sonucunda üzüleceği bir eylemde bulunma da hakkı olmalıdır. Şimdi kalkıp “dur!” şeklindeki gibi ihtarda bulunan 100 kişiyle konuşsak nereden baksanız bunların 70 tanesi “O an onun göremeyeceği bişeyin farkında olması için bu ihtarı yaptım herkes yapmalı” gibi birton zırvalıkta bulunup birde üzerine dünyayı kurtarmış gibi böbürlenecektir. Uymayın dostlarım inanmayın, aldanmayın. Bırakın insanlar istedikleri gibi hata edip sonrada bundan yakınıp dursunlar, hem sizene magazin muhabiri gibi her işe burnunuzu sokuyorsunuz.

Bookmark and Share
Ara
15
2009
6

Windows Live Messenger “Beni Hatırla” Sorunsu

Her doğan yeni günle birlikte MSN’imi açtığımda mail adresimi ve şifremi girip “beni anımsa”, “şifremi anımsa” kutucuklarını (ay ne sevimli kelime) işaretlememe rağmen msn’in utanmadan hergün bana bunları yeniden sormasının altında yatan nedenler ne olabilir? Gerekli-gereksiz, genç-yaşlı, hamile ya da bakire herkesin görüşlerini bekliyorum.

Bookmark and Share
Ara
03
2009
2

Türkçe Çeviri Önerileri – 2

Elbette, tüm canlılar varlığını sürdürebilmek için beslenmek zorundadır. Doğal olarak türlerine göre hepsinin beslenme şekilleri de farklıdır. Örneğin bir inek, ot, çer, çöp yerken bir aslan sözkonusu ineği pekala yiyebilir.  Canlıların neyle beslendikleri doğadaki besin zinciriyle ilgilidir, isimleriyle değil. Ancak Avustralya’da yaşayan ve karınca yiyerek beslenen yandaki fotoğrafta gördüğünüz hayvanın adı karıncayiyen.  Sincap, tavşan, bülbül, gergedan, bizon, timsah, domuz gibi kusursuz örneklere sahip olan dilimizde yediği hayvandan ötürü ismini karıncayiyen olarak alması bu hayvanı dilimize pelesenk ediyor. Aslında bu hayvanın adı füpürgen olabilir ya da isteğe bağlı olarak füpen veyahut füp. Aksi halde normal şartlarda bu hayvanları yiyen hayvanlara karıncayiyenyiyen dememiz gerekir.

Örneğin Leopar’ı ele alaım. Aslında leopar denilen canlı, kedigillerden benekli yırtıcı hayvan’ın kısaltması ama aynı zamanda da o bir karıncayiyenyiyenin ta kendisi. Jaguarı, aslanı, sırtlanı ve kaplanı’da karıncayiyenyiyengillere dahil etmek zor olmasa gerek.

Buna istinaden bir leoparyiyen karıncayiyenyiyenyiyen’den başka bir şey değildir. leoparyiyenyiyen nedir peki? tabii ki karıncayiyenyiyenyiyenyiyen. Mesela leopar yemiş bir insanı yiyen bir yamyam buna en iyi örnektir. Şayet o yamyam’ı bir leopar mideye indirirse ve bu leopar dağlarda debelenirken kayaya çarpıp ölürse ve ardından onu bir karıncayiyen yerse işte o zaman olacakları hayal bile edemiyorum.

Karıncayiyenyiyen Olabilme Püf Noktaları: Karıncayiyenyiyen olmak o kadar basit ki eğer bir insan gerçekten isterse pekala karıncayiyenyiyen olabilir.

Sabah kahvaltıda peynir, zeytin, omlet tüketmek yerine karıncayiyen yenir.

Öğlen, köşedeki bakkalınızdan ekmek arası kaşar salam yemek yerine, karıncayiyen yenir.

Akşamsa ocağın üstünde duran, annenizin yaptığı zeytinyağlı dolma ve nohut yemeğini görmezden gelip, (sanki tek besin kaynağınız karıncayiyenmişcesine) karıncayiyen yerseniz, işte başardınız. Siz de artık bir karıncayiyenyiyensiniz.

Bookmark and Share
Ara
02
2009
2

Türkçe Çeviri Önerileri – 1

Bugünlerde her sabah uyandığımda Terminatör Salvation’da Skynet’in yeni icatlarından biri olan Mototerminatör‘ün sıradan bir motosikletten ya da bi mobiletten ateş edebilme aparatları dışında ne farkı var ki, diye düşünüyorum. Bu düşünme seansları boyunca, üzerinde ne bir T600 ne de bir T800 model terminatör barındırmayan, deyim yerindeyse kendi yağında kavrum kavrum kavrulan bu mekanik düzenek için Mototerminatör gibi sevimsiz ve yabancı bir kelime yerine dilimizde neden uygun bir karşılık yok diye hayıflanmaktan da kendimi alamıyorum.  Terminatör 4′ün çıkmasıyla birlikte dilimizde oluşan bu boşluğu farkeden tek kişi elbette  ben değilim. Ancak sanırım buna bi çözüm üreten ilk kişi benim: Kendine Binen Motor.


Konunun pekişmesi açısından yeni sözcüğü cümle içinde de kullanalım:

Önce:

Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar, ışıklı maviliklere süre-ceğiz.”

Nazım Hikmet

Sonra:

“Bırakın, Kendine Binen Motorlar kendini maviliğe sürsün. Biz işimize bakalım. Çocuk musunuz Allah aşkına?”

Skynet’e gelince; bundan sonra üreteceği ürünlerin sonuna terminatör ek’inin getirileceği tüyosunu bize Terminator Salvation’da vermiş bulunmakta. Heliterminatör, Ütütermiantör ve bunun gibi her türlü elektrikli ev aletlerinin terminatörünü züccaciye raflarında görebileceğimiz günlerin çok da uzakta olmamasını temenni ediyorum.

Bookmark and Share
Ara
02
2009
5

değersiz.

boş bir bardağım son damlalarıydık.
umursanmayı ve muhtaç olunmayı beklermişcesine..
sonu yok ki bu açlığın..
diplerde yaşayanlar hep silik
fazlasını isteyen gözlerin içinde.
boğaza karşı içilmiş
çay bardağının dibinde ki
çay kırıntılarıydık yüzen suda.
hiç bir zaman içilmedik.
halbuki bizdik içtiği suya
rengini kokusunu tadını
fedakarca veren bizdik.
işte böyle değersizdik.

Bookmark and Share
Ara
02
2009
2

SE-le-NA

Olmuyor ki.Sıradanlığımı sıradışı hissedebileceğim hiç birşey olmuyor.Bu yüzdendir soluk bakmam.Ve belki bu yüzdendir yazamamam her an..

Bookmark and Share
Kas
19
2009
2

Üçgene Benzeyen Nesneler

kufu piramit Siteye giriş tagleri (Üçgene Benzeyen Nesneler) kapsamında StatPress eklentisinin beni birçok kez uyarmasına mukabil bu yazıyı yazma gereksinimini kendimde ve parmaklarımda hissettim. Üçgene benzeyip bezeyen nesnelerden ilk aklıma gelenler; Karper Peynir, Piramit ve Levha. Bu nesneleri arayan dimağlar için saydıklarım yetersizse şayet, araştırmalarıma devam edebilir ve kuytu köşede saklanmış üçgene benzeyipte, kareymiş gibi duran, sanki daireymişte üçgenimsi olduğundan haberi yokmuş gibi davranan ya da ne bileyim bir prizmaymış edalarına bürünmüş başınabuyruk üçgeni andıran nesneleri artırabilirim. Siz yeter ki üçgen istemeyin.karper peyniryol çalışması levhası

Bookmark and Share
Kas
18
2009
2

öyle’sine

duyuyor musun renklerin sesini
nasıl da bastırıyor siyah’ın karanlığı
dudaklarında yarım bıraktığım kelimelerin tonlamalarını
renklerin yitikliğinin, solgunluğunun suçlusu benim
renksizliğini gölgeleyen
karanlık bir uçurumdan düşüyorum
duyuyor musun
renk
renk
üzerine
düşüyorum

Bookmark and Share

Al eline kuponu, ara nalkaponu