
Kafamı en çok kurcalayan cevaplanmamış sorulardan birisi de -belki de birçok gizeme göre gölgede kalmış- Michael‘ın kendini öldürmeye çalışması ve bunu başaramıyor oluşuydu. Bu gizeme verilen cevap da hiç tatmin edici gelmemişti. Michael’ın trafik kazası yaparak intihar denemesine “başarısız olabilir” diyebiliyoruz bunda sorun yok. Fakat kafasına tabancayı dayaması ve neticesinde silahın tutukluk yaparak kendini öldürememesine yapılan açıklama; “Ada buna izin vermiyor“. Nasıl yani ya? Ada buna nasıl izin vermiyor lan? Bu mu yani açıklamanız? Ne dememizi bekliyordunuz? “Hee ada izin vermiyomuş lan, tamam.” mı diyecektik?
Bir diğer cevaplanmamış soru da Sawyer‘ın gözlerinin -nerdeyse- göremeyecek kadar bozulması, akabinde gözlük kullanmak zorunda kalması ve sonra nasıl oluyorsa bir anda -sanki lazer tedavisi olmuşcasına- gözlüklere artık ihtiyaç duymuyor oluşu. Tamam ada biraz garip ve insanları iyileştirmek gibi özellikleri var fakat bu oyuncak değil ki gözü bozup sonra eski haline getirmek ne oluyor? Ada biraz çocukca davranıyor.
İyileştirmek demişken madem iyileştiriyor Jack gibi efendi, yardımsever, temiz kalpli bir adam neden apandisit ameliyatı olmak zorunda kalıyor? Sawyer‘ı iyileştirirken hiç sorun yok fakat iş Jack‘i iyileştirmeye gelince Ada bir anda sinesine çekilip sanki böyle bir özelliği yokmuşcasına -”ben karışmam“- edasıyla gününü gün ediyor. Tamamen ikiyüzlü ve adaletsizce.
İsimlerini hatırlamadığım iki elmas hırsızına gelince, bunları zehirli bir tür örümcek sokmuştu hatırlarsanız ve gömülürken, kız yüzüne toprak atılmadan önce gözünü açmıştı. Canlı canlı gömüldü yani. Canlı gömülmelerine yalnızca izleyicinin şahit oluşundaki amaç neydi? Tamam kız pek güzel olmayabilir, hırsız da olabilir ama cezası canlı canlı gömülmek mi? Bu nasıl bir anlayıştır?
Bunları sorgulamanın anlamsızlığından(!) bahsetmek istemiyorum. Bunlar ciddi sorunlar ve ileride cevaplanması gerekiyor. İddia etmiyorum ki yalnızca ben farketmişim, eminim birçok kişi farketmiştir. Ama bunun gibi ayrıntıları açıklamakla yükümlü olan onlar ve bir şekilde -en azından kendi adıma- açıklama bekliyorum. Tabii Ada buna izin verirse.
Sonraki Konu: Heroes dizisinden detaylar ve kahramanların güçlerini randımanlı kullanamamalarının yarattığı “ben olsam” durumları.
Bu Kelimeler Kullanılacak!: nakamura, uçmak, absorbe
Bu Kelimeler Kullanılamaz!: zaman, dünya, nathan
Türkçe’ye “Son Umut” olarak çevrilmiş “
Bi’ yandan Murphy’nin öyle(me)sine sarfettiği cümleleri kanuna çeviren toplum, bir yandan da zaten bir hayli fazla olan Hammurabi’nin (abi demiş gibi oluyorum ve oldukça sinir bozucu) yasalarına elini değdirmeden olduğu gibi bırakan toplum… Hammurabi yasaları insanı kendi türünün bir zamanlar ne kadar vahşi olduğunu düşündürerek (“bu kadarı da fazla artık!”) gergin bir hale sokarken ne ironiktir ki Murphy yasaları insana farkındalık (“aa! hakkaten”) yaşatır.
Çalışmak, müzik dinlemek, dolaşmak, durmak, film izlemek ya da bunun gibi herhangi bir 
Adem Havva’yla birlikte cennetten kovulup ceza olarak da dünyada birbirlerinden farklı ve biz fanilere göre çok uzak yerlere gönderildiğinde, Adem’in yüzleşmek zorunda olduğu tek sorun ayrılık değildi elbette. Cennetin konforuna duyduğu özlem, yediği elmanın pişmanlığı bir yana artık en basitinden karnını doyurmak, sığınacak bir yer bulmak gibi ilk insancıl ihtiyaçların ilk sıkıntısını çekmesi de gerekiyordu. Çekti de. Ancak yeteri kadar çektiğine karar vermiş olmalı ki günlerden bir gün Allah, Adem’e neleri nasıl yapması gerektiği hakkında bilgiler verdi. Ve neyi nasıl yapmasından daha da önemlisi herşeyin ismini birer birer, aha bu ağaç, aha bu buğday, aha bu taş diye Adem’e öğretti ve kati suretle unutmamasını tembihledi.
Yalnızca Bollywood’da yılda yaklaşık 1000 (bin) sinema filmi çekildiğini duymuş olduğum gün, yeryüzündeki tüm filmleri asla izleyemeyecek olmamla yüzleştiğim gündü. Ama bi’ yandan da “o filmlerin kaçı izlenmeye değer ki?” diyerek buruk bir sevinç yaşamıştım. Boş vakitleri öldürürcesine geçirmenin ya da boş vakitleri nitelikli bir biçimde geçirmenin herkes için farklı olduğunu biliyor ve buna rağmen zaman zaman başkalarının zaman öldürme yöntemlerini onaylamıyoruz hatta hakarate varacak boyutta “salak” bile diyebiliyoruz. Peki bu farklılıkları bildiğimiz halde neden sanki hiç bilmiyormuşcasına, sanki örümcek beyinliymişizcesine, sanki at gözlüklerimizi takarmışcasına ve hatta sanki nato kafa nato mermermişizcesine bunlara engel olmuyoruz? Suça ortak oluyorum lakin ben kontrol edebiliyorum, ama siz neden? Diğerinin zekasını hakir görmenin otomatik olarak sizi yücelttiğini düşünmek gibi abuk-subuk trajik ve hatta acınası bir neden olabilir mi acaba? Kime diyorum sence? Çok farklı olduğunu düşünmeden önce, bi’ düşün bence.
