02 Şub 2010 @ 4:38 AM 

Deneyin;

Göreceksiniz ki sistem aslında sizin kafanıza sıkışmış. Hayatınızda var olan kişiler aslında sizin aklınıza sığdırabildiklerinizdir. Herhangi kişi sizin aklınızdaysa aynı zamanda hayatınızdadır. Yıllardır görmediğiniz bir arkadaşınızı çok fazla aklınızda tutarsanız onu düşünürseniz bu düşünme döneminde yada hemen sonrasında bir yerlerde onunla karşılaşacağınız kesindir. Çünkü, onun sizin hayatınızda var olması onunla kurduğunuz küçük bir empatik bağ ile ancak gerçekleşir. Beyin denilen (insan bakışı ile) aşırı gelişmiş organ, içinde kurduğu sistemlerinden yalnızca biri olan empatiyi size fark etmeden sürekli çalışır halde tutar. Beyin, ürettiği elektrik enerjisini herhangi wireless sisteminin kullandığı gibi alıcı verici sistemi ile kullanır. Herhangi istek yada kişi akıldayken beyin size fark etmeden onunla ilgili sinyaller yollamaya başlar. Bu verici frekanslarla çalışır ve karşı taraftaki frekansla eşleştiği durumlarda karşı beyindeki nöron denen ayna hücre saniyelik şekil değiştirerek verici frekansı tekrarlar. Bu tekrar sıkça devam ettikçe sistem çalışmaya başlar. Herhangi bir gün aynı yola yürüyor olduğunuzu fark edince “tesadüf”e inanıp hayatınıza devam edersiniz. Normal şartlarda insanın bunu fark etmesi mümkün değildir. Çünkü karşıdan gelen sinyalleri tekrarladığında onun hissettiklerini saniyelikte olsa bizde hissederiz. Herkeste eşit ölçüde olmayan sistem eksiksiz her insanda vardır. Bazı normal olmayan durumlarda beyin bu aldığı frekansı fark etmenizi sağlar. Fakat bu fark ediş duyguların kopyalamasından ibaret olduğundan beynin bunu yorumlaması değişir. Kişiden kişiye değişen bu yorumlama duygu karışması olarak anlatılır. Örneğin: mavi mutluluk yada ekşi kırmızı hissetmek gibi. Bunu sürekli halde yapılması hali bir beyin rahatsızlığıdır fakat herhangi bir tedavi yöntemi henüz gelişmiş değildir. Bu hastalığın genel ismine “sinestezi” adı verilir.

Posted By: eXecution
Last Edit: 02 Şub 2010 @ 04:38 AM

EmailPermalinkComments (0)
Tags
Tags: , ,
Categories: Bilim
 22 Şub 2009 @ 1:42 AM 

Röle

Zaman herkesin merak ettiği ve herkesin içinde bulunduğu fantastik bir mekanizmadır. İşleyiş bakımından her yönden bir makine parçasını andıran bu yapının sembolik anlatımı insanlar tarafından saat olarak tanımlanmıştır. Peki bu sembolleri kullanarak bu makinenin işleyişini takipte bulunan insanlarda biraz makineleşmemiş midir yılların içinde ? Bu cevabı ararken tamamen bir elektronik mekanizmaya bakarmışçasına bakacak olursak; İnsan bir elektrik ışınına benzer ve kendi yönünde ışık hızında ilerler fakat çalıştığı sistem kullanılması zorunlu birtakım yollar oluşturmuştur bu ışınlara. belirli bir yaşa kadar insan tek düze bir yol izler ve saçılmadan tek bir ışın hüzmesi olarak yoluna devam eder. bu süreç ancak başka devre yollarının yolunu kesmesi yada birleştirmesi ile son bulur. Yeni katılımlar yada ayrımlarla yeni bir süreç başlar bu da birliktelikler süreci olarak adlandırılabilinecek bir süreçtir. Işınlar yeni bağlantılar ile çiftleşir sonunda daha kuvvetli iletkenlik sağlar. Fakat her seferinde bu kadarla kalmaz elektrik ışınları birden fazla bağlantıyı bir arada birleştirir bir röle oluşturur yani birnevi bir kutpun birden çok zıt kutupla birleşmesi halinde poligamik bir ilişki oluştur. Bunun sonucunda aslında çokta etkili olmayan devre elektriği artık önemsenecek boyuta ulaşır sapanın fırlattığı taş misali büyük bir eneri ile çalışır ve tüm sistem içinde çalışır bir yer edinir. İşte bu da en küçük bağlantı yapı taşı olan aileyi önemli kılar.

Sıradaki Konu : Fidel Kastro’nun erkek kardeşi Raul’un bilinmeyen yanları

Münasip Kelimeler : Kuran-ı Kerim, Klavyenin “z” tuşu, İsmail YK

Namünasip Kelimeler : Devrim, Komünizm, Che Guevera

Posted By: eXecution
Last Edit: 22 Şub 2009 @ 01:42 AM

EmailPermalinkComments (2)
Tags
 09 Şub 2009 @ 2:48 PM 
Onların UFOsu

Onların UFO'su

Uzaylılar ve UFO’lar hakkında bir dolu teori var. Nasıl olduğunu anlamasak da çok uzak gezegenlerden bir şekilde gelip bizi izleleyen farklı yaratıklar oldukları, aslında uzaylı dediklerimizin zaman yolculuğu yaparak çok uzak gelecekten gelen  insanlar oldukları ya da işin içine boyutu da katarak aslında uzaylıların bizimle aynı gezegen üzerinde ancak farklı boyutta yaşayan canlılar oldukları gibi. Nasıl bir teori olursa olsun sonuçta sahip olduğumuz bilim, teknoloji ve bilgi onlarınkilerle kıyaslandığında son derece sığ ve ilkel kalıyor. Ne yaptıklarını tam olarak bilmediğimiz gibi nereden ve nasıl geldiklerini açıklamaya çalıştığımız yöntemler de bizim için sadece düşünce düzeyinde varlar. Oluşturduğumuz toplum, insanların birbilerine karşı devinimleri, ekonomik ve psikolojik bunalımlar,  üretebildiğimiz tek UFO’nun elektirikli soba olması kısacası insanlığın mevcut hali ortada. Tüm bunlar göz önüne alındığında bizden gayet ileri uygarlıklardan olan uzaylıların kendilerini niye afişe etmedikleri de ortaya çıkıyor. Neden bizimle muhatap olsunlar ki? Belki sadece var olup birbirimize hayatı dar etmekten daha yararlı kullanılabileceğimizi düşündükleri için. Gözlemleyip ibret alarak kendi toplumlarında neyin yapılmaması gerektiğinin örneklerini derlemek için.

Bizim UFOmuz

Bizim UFO'muz

Bizi fikir ve kültür alışverişi yapacak kadar değerli görmedikleri için onları suçlayabilir miyiz? Belki de yapabiliriz, ama onları ikna edebilir miyiz bilmiyorum. Şimdiye kadar varlığımıza tolerans gösterdikleri bundan sonra da böyle olacağı anlamına gelir mi? Çıkarları olmadığı sürece böylesine ileri tekniklere sahip bir toplum bizimle ilgilenir mi? Onlara ne sunacağız? Hiçbirşey. Nitekim yaşanan deneyimler de bunu gösteriyor. Doğru olup olması hakkında konuşmaya gerek duymadığım üçüncü türden ilişkiler de hep hayal kırıklığı ile sonuçlanmış. Uzaylılar tarafından kaçırılan kişilerin üzerinde bir takım deneyler yapılması, daha sonra bunların çok azını hatırlamaları hatta uzaylıların bir kadın rehini hamile bıraması ancak düşükle sonuçlanması, mesi ması vs.. Uzaylılar var olsa da olmasa da “Evrende yalnız mıyız?” sorusunun cevabı gayet açık: Evet yalnızız.

Sonraki Sıkıcı Konu: Sanatsal Film nedir? Örnek verebilir misiniz? Aferin.

İstenilse de istenilmese de Kullanılacak Kelimeler Öbeği: klima, leblebi, darbuka

Zaruri Olsa da Zinhar Kullanılmayacak Kelimeler Kümesi: sıradan, popüler, piyasa

Posted By: ignoramus
Last Edit: 09 Şub 2009 @ 02:48 PM

EmailPermalinkComments (0)
Tags

oysaki
 Last 50 Posts
 Back
Change Theme...
  • Users » 10
  • Posts/Pages » 86
  • Comments » 103
Change Theme...
  • VoidVoid « Default
  • LifeLife
  • EarthEarth
  • WindWind
  • WaterWater
  • FireFire
  • LightLight

Hakkında



    No Child Pages.

Manifesto



    No Child Pages.

İletişim



    No Child Pages.