
Onların UFO'su
Uzaylılar ve UFO’lar hakkında bir dolu teori var. Nasıl olduğunu anlamasak da çok uzak gezegenlerden bir şekilde gelip bizi izleleyen farklı yaratıklar oldukları, aslında uzaylı dediklerimizin zaman yolculuğu yaparak çok uzak gelecekten gelen insanlar oldukları ya da işin içine boyutu da katarak aslında uzaylıların bizimle aynı gezegen üzerinde ancak farklı boyutta yaşayan canlılar oldukları gibi. Nasıl bir teori olursa olsun sonuçta sahip olduğumuz bilim, teknoloji ve bilgi onlarınkilerle kıyaslandığında son derece sığ ve ilkel kalıyor. Ne yaptıklarını tam olarak bilmediğimiz gibi nereden ve nasıl geldiklerini açıklamaya çalıştığımız yöntemler de bizim için sadece düşünce düzeyinde varlar. Oluşturduğumuz toplum, insanların birbilerine karşı devinimleri, ekonomik ve psikolojik bunalımlar, üretebildiğimiz tek UFO’nun elektirikli soba olması kısacası insanlığın mevcut hali ortada. Tüm bunlar göz önüne alındığında bizden gayet ileri uygarlıklardan olan uzaylıların kendilerini niye afişe etmedikleri de ortaya çıkıyor. Neden bizimle muhatap olsunlar ki? Belki sadece var olup birbirimize hayatı dar etmekten daha yararlı kullanılabileceğimizi düşündükleri için. Gözlemleyip ibret alarak kendi toplumlarında neyin yapılmaması gerektiğinin örneklerini derlemek için.

Bizim UFO'muz
Bizi fikir ve kültür alışverişi yapacak kadar değerli görmedikleri için onları suçlayabilir miyiz? Belki de yapabiliriz, ama onları ikna edebilir miyiz bilmiyorum. Şimdiye kadar varlığımıza tolerans gösterdikleri bundan sonra da böyle olacağı anlamına gelir mi? Çıkarları olmadığı sürece böylesine ileri tekniklere sahip bir toplum bizimle ilgilenir mi? Onlara ne sunacağız? Hiçbirşey. Nitekim yaşanan deneyimler de bunu gösteriyor. Doğru olup olması hakkında konuşmaya gerek duymadığım üçüncü türden ilişkiler de hep hayal kırıklığı ile sonuçlanmış. Uzaylılar tarafından kaçırılan kişilerin üzerinde bir takım deneyler yapılması, daha sonra bunların çok azını hatırlamaları hatta uzaylıların bir kadın rehini hamile bıraması ancak düşükle sonuçlanması, mesi ması vs.. Uzaylılar var olsa da olmasa da “Evrende yalnız mıyız?” sorusunun cevabı gayet açık: Evet yalnızız.
Sonraki Sıkıcı Konu: Sanatsal Film nedir? Örnek verebilir misiniz? Aferin.
İstenilse de istenilmese de Kullanılacak Kelimeler Öbeği: klima, leblebi, darbuka
Zaruri Olsa da Zinhar Kullanılmayacak Kelimeler Kümesi: sıradan, popüler, piyasa
Adem Havva’yla birlikte cennetten kovulup ceza olarak da dünyada birbirlerinden farklı ve biz fanilere göre çok uzak yerlere gönderildiğinde, Adem’in yüzleşmek zorunda olduğu tek sorun ayrılık değildi elbette. Cennetin konforuna duyduğu özlem, yediği elmanın pişmanlığı bir yana artık en basitinden karnını doyurmak, sığınacak bir yer bulmak gibi ilk insancıl ihtiyaçların ilk sıkıntısını çekmesi de gerekiyordu. Çekti de. Ancak yeteri kadar çektiğine karar vermiş olmalı ki günlerden bir gün Allah, Adem’e neleri nasıl yapması gerektiği hakkında bilgiler verdi. Ve neyi nasıl yapmasından daha da önemlisi herşeyin ismini birer birer, aha bu ağaç, aha bu buğday, aha bu taş diye Adem’e öğretti ve kati suretle unutmamasını tembihledi.
Windows Media Player’ın akıldan, mantıktan ve pozitif bilimlerden haklı olarak bağımsız visualization (görsel ritim) öğelerini adlandıran ya da İngilizce‘den çeviren her kimse Adem kadar şanslı olmadığı için bunu tek başına yapmak zorundaydı.
Farklı Dairelerin Dansı, Mücevher Matris, Yeşil Düşmanın Değil, Örümceğin Son Anı , Hortum Dinleniyor gibi çabalar hakkında önceleri ben de bir çok kişi gibi hahaha ne kadar salakça şeyler hangi gerzek yazmış olabilir ki böyle şeyleri kıvamında fikirlere kapılmıştım. Ama söz konusu görsel ritim öğelerini izleyerek kendim yeniden isimlendirmeye çalıştığımda yaşadağım hüsranın bir çeşit “Yaklaşan Boşluk” hissini takip etmesiyle yanılmış olabileceğim gerçeğini gördüm.
Yukarıdaki isimlendirmeler bir yana, zihnimi zorlayıp tasavvur etmeye her ne kadar zorladımsa da “Çilek Yardımı” nı kavramaya hayal gücüm yetmedi. Herşeye rağmen bu sıradışı isimlerin kaşifine, ufkumuzu açarak yarattığı etki için tüm insanlık adına teşekkür ediyoruz.
Sonraki Konu: Kitap Okumanın Yararları ve Zararları
Kullanılmasını İstemediğimiz Kelimler: gereksiz, tercih, göreceli
Kullanılmamasını İstemediğimiz Kelimeler: Roman, Kafka, Pikaresk

Kadın ve erkek eşit değildir, olmamalıdır, olamaz. Sadece kanun önünde bir eşitlik olabilir ki o da tam anlamıyla olamayacaktır. Erkeklere tanınan tüm ayrıcalıklar, verilen haklar kadınlar için de aynı şekilde geçerli olmalıdır. Kadınlar da erkekler kadar sömürülmeli, haklarının olduğunu sanıp avunmalıdır. Onlar da erkekler gibi “demokrasi”nin bir parçası olduğunu düşünebilmelidirler, ki öyleler, ne güzel. Kadınlar da parti, dernek, birlik, klan, grup kurabilmeli ve yönetim sürecinde yer alıp erkekler kadar söz hakkı olmalı ve erkekler kadar gevezelik yapıp zırvalayabilmeli ki onu da yapıyorlar ve yapmamaları için hiç bir engel yok.
Toplumsal açıdan da erkeklerle kadınlar eşit olmalıdır. Hatta çok eşit olmalıdırlar. Kadınlar da isterlerse futbol maçlarına gidebilmeli, çıkışta satır, sopa, bıçak, falçata gibi ilkel savaş aletleriyle birbirlerini yiyebilme hakkına sahip olmalıdırlar. Ki bunu da yapmaları için yasa dışı ve aptalca olması dışında hiçbir engel yok. Kadınlara da askere alınma ayrıcalığı tanınmalıdır ki insanlar evlerinde oturup televizyonda daha ilginç savaşlar izleyebilsin.
Saçma örnekleri daha da çoğaltabiliriz ancak kısaca kadınlara da tam da erkeklere verildiği kadar aptallıklarını, şapşallıklarını sergileme fırsatı verilmeli, erkekler kadar aldatılmalı, aldanmalıdırlar. Bu dünya hepimizin ve onu batırma hakkı sadece erkeklerin değil.
Sonraki Konu: “Amaç” olarak Beklemek

Categories
Tag Cloud
Blog RSS
Comments RSS
Last 50 Posts
Back
Back
Void « Default
Life
Earth
Wind
Water
Fire
Light 