Ara
03
2009
2

Türkçe Çeviri Önerileri – 2

Elbette, tüm canlılar varlığını sürdürebilmek için beslenmek zorundadır. Doğal olarak türlerine göre hepsinin beslenme şekilleri de farklıdır. Örneğin bir inek, ot, çer, çöp yerken bir aslan sözkonusu ineği pekala yiyebilir.  Canlıların neyle beslendikleri doğadaki besin zinciriyle ilgilidir, isimleriyle değil. Ancak Avustralya’da yaşayan ve karınca yiyerek beslenen yandaki fotoğrafta gördüğünüz hayvanın adı karıncayiyen.  Sincap, tavşan, bülbül, gergedan, bizon, timsah, domuz gibi kusursuz örneklere sahip olan dilimizde yediği hayvandan ötürü ismini karıncayiyen olarak alması bu hayvanı dilimize pelesenk ediyor. Aslında bu hayvanın adı füpürgen olabilir ya da isteğe bağlı olarak füpen veyahut füp. Aksi halde normal şartlarda bu hayvanları yiyen hayvanlara karıncayiyenyiyen dememiz gerekir.

Örneğin Leopar’ı ele alaım. Aslında leopar denilen canlı, kedigillerden benekli yırtıcı hayvan’ın kısaltması ama aynı zamanda da o bir karıncayiyenyiyenin ta kendisi. Jaguarı, aslanı, sırtlanı ve kaplanı’da karıncayiyenyiyengillere dahil etmek zor olmasa gerek.

Buna istinaden bir leoparyiyen karıncayiyenyiyenyiyen’den başka bir şey değildir. leoparyiyenyiyen nedir peki? tabii ki karıncayiyenyiyenyiyenyiyen. Mesela leopar yemiş bir insanı yiyen bir yamyam buna en iyi örnektir. Şayet o yamyam’ı bir leopar mideye indirirse ve bu leopar dağlarda debelenirken kayaya çarpıp ölürse ve ardından onu bir karıncayiyen yerse işte o zaman olacakları hayal bile edemiyorum.

Karıncayiyenyiyen Olabilme Püf Noktaları: Karıncayiyenyiyen olmak o kadar basit ki eğer bir insan gerçekten isterse pekala karıncayiyenyiyen olabilir.

Sabah kahvaltıda peynir, zeytin, omlet tüketmek yerine karıncayiyen yenir.

Öğlen, köşedeki bakkalınızdan ekmek arası kaşar salam yemek yerine, karıncayiyen yenir.

Akşamsa ocağın üstünde duran, annenizin yaptığı zeytinyağlı dolma ve nohut yemeğini görmezden gelip, (sanki tek besin kaynağınız karıncayiyenmişcesine) karıncayiyen yerseniz, işte başardınız. Siz de artık bir karıncayiyenyiyensiniz.

Oca
23
2009
2

Sevgi Çemberi

Sevgi Çemberi

Herkesin tüm eylem ve söylemlerinde samimi olduğu, sahte en ufak bir mimiğin bile olmadığı bir dünyada yaşasaydık ne olurdu? Gereksiz nezaket, korku, çekinme çıkar kaygıları olmadan, tam da ne düşünüyorsak onu, direk söyleyiverseydik..  Sanırım insanlar kabul etmemekte direndikleri kendilerince “acı” bir dolu gerçeğe bire bir tanık oldukları için kolayca inananırlardı. Tüm yalanlar, kumpaslar, entrikalar, suçlar, sırlar üzerine kurulu modern toplumumuz ve kurumları yok olacağından bir çok insanın hayatlarının “anlamı” da kalmaz ve toplu bir bunalım  ve kaos dönemine girilirdi. Reklamcılık, pazarlama, ticaret, politika, din, ahlak, aşk, ihanet ve ezoterik herşey yok olurdu.

“Farbikamızda -inanılmaz ama- günlüğüne 1 dolar vererek çalıştırdığımız çoğu çocuk sefil işçilerimizin ürettiği, maliyeti fiyatının neredeyse 10′da 1′i kadar olan ve muhtemelen 2 ay sonra kullanılmaz hale gelecek bu ayakkabıyı satın almak istemez misiniz?”

“Ne istediğiniz, hayatlarınızın nasıl daha iyi hale geleceği ne benim ne de partideki diğer arkadaşlarımın zerre kadar umurunda değil. Bize oy verin.”

“Ha ha ha. Tabii ki Hadise senden daha güzel, sevgilim. Ufak da olsa onunla beraber olma şansım olsaydı seninle bir dakikamı bile harcamazdım.”

Sonraki Konu: mIRC’ten Msn’e Chat Alışkanlığının Değişimi, Etkileri

Kullanılması Zorunlu Kelimeler: muaf, duyarlı, sevecen.

Kullanılması Yasak Kelimeler: iletişim, istek, yalnız

Oca
15
2009
2

Eşitlik

eşitlik

Kadın ve erkek eşit değildir, olmamalıdır, olamaz. Sadece kanun önünde bir eşitlik olabilir ki o da tam anlamıyla olamayacaktır. Erkeklere tanınan tüm ayrıcalıklar, verilen haklar kadınlar için de aynı şekilde geçerli olmalıdır. Kadınlar da erkekler kadar sömürülmeli, haklarının olduğunu sanıp avunmalıdır. Onlar da erkekler gibi “demokrasi”nin bir parçası olduğunu düşünebilmelidirler, ki öyleler, ne güzel. Kadınlar da parti, dernek, birlik, klan, grup kurabilmeli ve yönetim sürecinde yer alıp erkekler kadar söz hakkı olmalı ve erkekler kadar gevezelik yapıp zırvalayabilmeli ki onu da yapıyorlar ve yapmamaları için hiç bir engel yok.

Toplumsal açıdan da erkeklerle kadınlar eşit olmalıdır. Hatta çok eşit olmalıdırlar. Kadınlar da isterlerse futbol maçlarına gidebilmeli, çıkışta satır, sopa, bıçak, falçata gibi ilkel savaş aletleriyle birbirlerini yiyebilme hakkına sahip olmalıdırlar. Ki bunu da yapmaları için yasa dışı ve aptalca olması dışında hiçbir engel yok. Kadınlara da askere alınma ayrıcalığı tanınmalıdır ki insanlar evlerinde oturup televizyonda daha ilginç savaşlar izleyebilsin.

Saçma örnekleri daha da çoğaltabiliriz ancak kısaca kadınlara da tam da erkeklere verildiği kadar aptallıklarını, şapşallıklarını sergileme fırsatı verilmeli, erkekler kadar aldatılmalı, aldanmalıdırlar. Bu dünya hepimizin ve onu batırma hakkı sadece erkeklerin değil.

Sonraki Konu: “Amaç” olarak Beklemek

Oca
06
2009
4

Perfect Human

Claus Nissen

Mükemmel insan nedir? Nasıl görünür. Nasıl hareket eder. Ne düşünür? Ne yapabilir? Yürür mü, konuşur mu, zıplar mı? Düşebilir mi ya da. Düşerse nasıl düşer..

1967 yılında Jorgen Leth tarafından çekilen The Perfect Human adlı 13 dakikalık kısa filmin sorduğu bazı sorular. Bu basit, ironik filmin ne kadar muhteşem olduğundan, neyi niye anlattığından bahsetmek son derece gereksiz geliyor bana. Özellikle, bi’ kere daha izledikten sonra.

Hatta tekrar izleyelim..

Sonraki Kategori : Psikoloji

Sonraki Konu: Asperger Sendromu


Oca
01
2009
3

İnsanlar, Nesneler ve Diğer İnsanlar Üçgeni

Nesneler insanlara ya da insanlar nesnelere ne kadar benzeyebilir sorusunu kendime sorduğumda, ilk aklıma gelen karşımdaki monitörle benzerliğimi tartmak oldu. İlk etapta hiçbir benzerlik göremedim. Biraz daha düşündüm ve farklardan bahsederek belki benzer yanlarımızı deneme yanılma yolu ile bulabilirim dedim. İlk gördüğüm fark ben organiktim o ise inorganik. Lakin sonuçta her ikimizinde madde oluşu, her iki maddenin de değişime uğrayacağı gerçeği benzer noktalarımız olduğunu -en azından bana- kanıtladı. Peki bu monitörün bir arkadaşınızla ya da Edward Norton’la olan benzerliği madde dışında ne olabilirdi? Normal bir insan monitörünü düşünmekle vaktini harcamaz, Edward Norton’u düşünmekle de harcamaz. Edward Norton da monitörü düşünmüyordur herhalde. Bu üçgen içinde hiçkimsenin birbiriyle ilgilenmiyor diyebiliriz. Odamdaki sandalye ile ilkokul arkadaşım arasında da pek bir fark yoktu. Halen görüşmüyorsanız eğer çok nadir de olsa ilkokul arkadaşları hatırlanabilir, aynı zamanda o sandalyeye de kimi zaman ihtiyaç duyabilirsiniz. Evrendeki hiçbir şeyden pek farklı değiliz, pek benzer olmadığımız gibi.

Sonraki Kategori: Felsefe

Sonraki Konu: Erdemli Olmak ve Getirileri ya da Götürüleri. (belki de hepsi?)

Al eline kuponu, ara nalkaponu